“Türkler doğru yaptı!…” Kaçaznuni (Ermenistan’ın ilk başbakanı)

Soykırım, “1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi” ‘nde uluslararası suç olarak tanımlanmaktadır. Bir suçun “soykırım” olarak tanımlanabilmesi için, eylemlerin bir grubu ortadan kaldırmak maksadıyla gerçekleştirilmiş olması gereklidir. Uluslararası mahkemeler, bir grubun göçe zorlanmasını ve bu neden ile ölümler meydana gelmesini soykırım suçu için yeterli görmemektedir.

Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’ne göre:

1- Soykırım suçu tüzel kişilere değil gerçek kişilere yöneltilebilir. Suçlu; soykırım eylemlerini gerçekleştiren, eylemlere işbirliği yapan, eylemleri kışkırtan, eylemlere teşebbüs veya iştirak eden kişilerdir.

Bu hukuki gerçekliğe karşın “Ermeni Soykırımı” suçlamaları, kişilere değil, doğrudan ülkesi ve ulusu ile Türkiye’ye yöneltilmektedir.

2- Suçlanan kişilerin, eylemlerin ve bu eylemlerde özel kasıt (burada bir topluluğu ortadan kaldırmak) bulunup bulunmadığının yetkili mahkemeler tarafından yargılama yolu ile saptamış olması gerekir. Yetkili mahkemeler; suçun işlendiği ülkedeki yetkili bir mahkeme ve yargılama yetkisine sahip uluslararası bir ceza mahkemesidir.

1915 olayları tartışılırken Ermeni soykırım lobisi, Osmanlı hükümetinin işgal yıllarında kurduğu “Divan-ı Harb-i Örf-i mahkemelerini ön plana çıkarır. Bu mahkemelerde bini aşkın kişi tehcir sırasında Ermeniler’in zarar görmesine sebep oldukları gerekçesi ile yargılanmış ve cezalandırılmıştır.

Ancak bu yargılamalar güvenilmezdir.İşgal koşularındaki İngilizlerin baskısıyla yönlendirilmiştir. Bir süre sonra İngilizlerin tanımlaması ile “maskaralığa” dönüşmüş ve “hem İngiltere’nin hem de Osmanlı devletinin itibarını zedelemeye başlamıştır”. “Sonuçları hiçbir biçimde dikkate alınamaz”.

Uluslararası yargılama ise o dönemde Malta’da yapılan yargılamalardır:

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, İstanbul’u işgal eden İngilizler, hakkında tutuklama kararı alınan yüzkırkbeş Osmanlı yetkilisini, yargılanıp cezalandırılmak üzere Malta adasına göndermiştir. İki yılı aşkın süre burada hapis yatan ittihatçılar hakında esas olarak “Ermenileri Katletmek” suçlaması ile adli soruşturma açılmıştır.

Soruşturmayı Londra’daki İngiliz Kraliyet Başsavcılığı yürütmüştür.

İşgal sürecinde el konulan ve büyük bölümü Londra’ya taşınan Osmanlı arşivinin yanında, Amerika’da olduğu varsayılan tüm belgeler taranmış, ötesinde Mısır’da, Irak’ta ve Kafkasya’da Ermeni katliamı kanıtı aranmıştır.

Bütün çabalara rağmen, bir hukuk mahkemesinde geçerli sayılabilecek hiçbir kanıt bulunamamıştır.

İngiliz Kraliyet Başsavcılığı, 21 Temmuz 1921 tarihli bir yazı ile İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na, “açılacak bir davada ellerinde bulunan kanıtlarla Ermeni katliamı ile suçlanan Malta’daki Türkler’den hiçbirisinin cezalandırılmasının mümkün olmayacağını” bildirmiştir. Dışişleri bunun üzerine “hukuki”bir dava açılamıyorsa “siyasi” bir dava açılmasnı talep etmiş fakat başsavcılık buna yanaşmamıştır.

Başsavcılığın bu kararı üzerine, İngiltere, Ermenileri katlettikleri iddiası ile Malta’da iki yılı aşkın bir süredir hapiste olan ittihatçıları serbest bırakmak zorunda kalmıştır. (1921)

“1915 Ermeni Soykırımı” iddilarına dayanak yapılan katliam suçlamaları 1919-1921 yılları arasında, sıcağı sıcağına, adli olarak soruşturulmuş, ancak kanıtlanamamıştır.

Kaynak: Malta Yargılamaları, Uluç Gürkan, Kaynak Yayınları